SON DAKİKA

EKONOMİ

Hanehalkının enflasyon beklentisi yükseldi, dolar tahmini 55,90 TL’ye çıktı

Türkiye ekonomisinin yönünü şekillendiren en kritik göstergelerden biri hanehalkı beklentileri. Bu veriler, para politikasının geniş kesimler nezdinde nasıl algılandığını ortaya koyan bir ayna işlevi görüyor. Merkez Bankası’nın Eylül 2026 dönemine ilişkin anket sonuçları, vatandaşların fiyat artışları ve döviz kuru konusundaki hafızasının henüz kırılmadığını gösteriyor. 7-15 Eylül 2026 tarihleri arasında 3 bin 280 hanenin katılımıyla yapılan Hanehalkı Beklenti Anketi, gelecek 12 aya dair yıllık enflasyon beklentisinin bir önceki aya kıyasla 0,02 puan artışla yüzde 45,60 seviyesine ulaştığını ortaya koydu. Bu rakam, resmi enflasyon hedeflerinin hayli üzerinde seyreden bir algının toplumun geneline yerleştiğine işaret ediyor. Aynı anketin döviz kuru tarafındaki sonuçları da TL’nin geleceğine dair karamsar bir tabloyu gözler önüne seriyor. Katılımcıların 12 ay sonrası için öngördüğü ortalama ABD doları kuru 55,90 TL’ye çıktı; bu rakam ağustos ayında 1,43 TL daha düşüktü.

Enflasyon beklentisindeki artışın toplumsal kesimler arasında ciddi farklılıklar göstermesi, ekonomik sıkıntının gelir gruplarına göre nasıl farklılaştığını da gözler önüne seriyor. Kadınların 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi yüzde 47 olarak ölçülürken, bu oran erkeklerde yüzde 44,6’da kalıyor. Yaş grupları incelendiğinde ise 55 yaş ve üzerindeki katılımcıların yüzde 48,3’lük beklentisiyle en yüksek seviyeye ulaştığı görülüyor. Asıl çarpıcı ayrışma ise gelir düzeyinde ortaya çıkıyor. Asgari ücret ve altında gelire sahip hanelerin enflasyon beklentisi yüzde 49,4’e tırmanırken, iki asgari ücret ve üzerinde gelir elde edenlerde bu oran yüzde 43,7 seviyesinde kalıyor. Bu tablo, düşük gelirli kesimlerin fiyat artışlarını çok daha sert biçimde hissettiğini ve enflasyonun yaşam maliyetleri üzerindeki baskısının gelir dağılımına göre farklılaştığını doğruluyor.

Vatandaşların fiyat artışlarını hangi kalemlerde en yoğun hissettiğine bakıldığında gıda ve enerji kalemleri açık ara zirvede yer alıyor. Son bir yılda fiyatı en fazla artan ürün grubu olarak gıdayı işaret edenlerin oranı yüzde 37,8 ile ilk sırayı alırken, yakıt ve enerji yüzde 36,2 ile onu takip ediyor. Gelecek 12 aya ilişkin fiyat artışı beklentilerinde de benzer bir sıralama korunuyor. Katılımcılardan yakıt ve enerjiyi en fazla zamlanacak kalemler arasında gösterenlerin oranı yüzde 34,7; gıdayı işaret edenlerin oranı ise yüzde 36,7. Gıdayı son bir yılın en fazla zamlanan ürün grupları arasında gösterenlerin oranı, bir önceki aya kıyasla 1,5 puan azaldı. Bu durum, gıdadaki fiyat baskısının en azından algı düzeyinde bir miktar hafiflediğine dair sınırlı bir sinyal olarak okunabilir. Yine de gıda ve enerjinin hem geçmiş hem de gelecek algısında zirveyi bırakmaması, hanelerin bütçe planlamasında bu iki kalemin belirleyici olmayı sürdürdüğünü gösteriyor.

Döviz kuru beklentisinin cinsiyet ve gelir gruplarına göre nasıl farklılaştığı da anketin dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor. Erkeklerin 12 ay sonrası dolar kuru tahmini 56,8 TL olurken, kadınlarda bu rakam 54,7 TL seviyesinde kalıyor. İki asgari ücret ve üzerinde gelire sahip hanelerin dolar beklentisi ise 56,3 TL olarak ölçülmüş durumda. Bu veriler, yüksek gelirli kesimlerin kur tarafında daha yüksek bir artış öngördüğünü ve döviz pozisyonu alma eğiliminin gelirle birlikte arttığını ima ediyor. Enflasyon beklentisindeki gelir grubu ayrışmasının tersine, dolar tahmininde üst gelir grubunun daha yüksek bir rakam telaffuz etmesi, tasarruf sahibi kesimlerin kur hareketlerine daha duyarlı olduğuna ve finansal varlıklarını koruma güdüsüyle hareket ettiğine yönelik bir okuma yapılmasına imkân tanıyor.

Konut fiyatlarına ilişkin beklentilerde ise görece bir yavaşlama sinyali görülüyor. Katılımcıların gelecek 12 ay için konut fiyatlarındaki artış beklentisi yüzde 30,69’a geriledi; bir önceki aya göre düşüş 1,44 puan. Bu düşüşe rağmen konut fiyat artışı beklentisinin hâlâ enflasyon beklentisinin altında kalması, vatandaşların gayrimenkulü enflasyona karşı korunma aracı olarak eskisi kadar güçlü görmeye başlamadığına işaret ediyor. Gelir grupları arasında konut fiyatı beklentisi de farklılaşıyor. Asgari ücret ve altında gelire sahip haneler yüzde 32,9’luk bir artış öngörürken, iki asgari ücret ve üzerinde geliri bulunanlar yüzde 29,1 seviyesinde bir beklenti dile getiriyor. Bu fark, düşük gelirli hanelerin barınma maliyetlerine ilişkin endişesinin daha yüksek olduğunu ve konutun temel bir ihtiyaç olarak bütçelerinde daha ağır bir yer tuttuğunu ortaya koyuyor.

Yatırım tercihleri tarafındaki tablo ise altının haneler nezdindeki güvenli liman konumunu pekiştirdiğini gösteriyor. Nakit varlığı olması durumunda altın alacağını belirtenlerin oranı ağustos ayına göre 1,7 puan artarak yüzde 43’e yükselmiş durumda. Ev, dükkân veya arsa almayı tercih edenlerin oranı ise 3,5 puan azalarak yüzde 33,6’ya indi. Bu iki veri yan yana okunduğunda, yüksek enflasyon ortamında hanelerin reel varlık tercihini altına kaydırdığı ve gayrimenkule olan ilginin bir miktar zayıfladığı sonucu çıkıyor. Anketin bütünü, enflasyon beklentisinin hedeflenen patikadan uzak seyrettiğini, dolar tahmininin yukarı yönlü güncellendiğini ve tasarruf tercihlerinin belirsizlik dönemlerinde geleneksel güvenli limanlara yöneldiğini ortaya koyuyor.

İlgili Makaleler