ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada İran’a yönelik sert ifadeler kullanarak ülkesinin Tahran’a karşı izlediği politikayı savundu ve konuşmasının büyük bölümünü İran’ın nükleer programına ayırdı. ABD lideri, İran’ın bölgedeki faaliyetlerini “ölüm ve kaos yaymak” olarak nitelendirirken, konuşma öncesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e “Savaşı bitir” mesajını ilettiği belirtildi.
Trump, kürsüden yaptığı değerlendirmede İran’ın nükleer tesislerinin vurulduğunu ve programın büyük ölçüde tahrip edildiğini öne sürerek İran’ın deniz kuvvetlerinin etkisiz hale getirildiğini, hava gücünün yok edildiğini ve ekonominin çökertildiğini savundu. Bu adımların Tahran yönetimini müzakere masasına çekmek için atıldığını anlatan Trump, İran rejiminin halihazırda zor durumda olduğunu iddia etti ve ülkesinin askeri mühimmatının tükendiği yönündeki iddiaları yalanladı.
Trump, İran ile olası bir anlaşmaya dair zamanlama konusunda da mesaj vererek Kasım ayında yapılacak ABD Ara Seçimleri’nin ardından Tahran ile bir mutabakata varılabileceği yönündeki düşüncesini paylaştı, ancak İran’a taviz verme niyetinde olmadığını açıkça dile getirdi. İki seçenek arasında bir karar vermesi gerektiğini söyleyen Trump, “İran’ı cehenneme mi çevireyim yoksa Orta Doğu’nun en güçlü ülkesini mi inşa edeyim” ifadelerini kullandı ve tüm ülkelere İran’ın ekonomik izolasyonunu destekleme çağrısı yaptı.
Konuşmasında ekonomi ve iç politika başlıklarına da geniş yer ayıran Trump, ABD’nin mevcut durumunu önceki dönemlerle kıyaslayarak ülkesinin ekonomik göstergelerde tarihi seviyelere ulaştığını savundu; vergi indirimleri, borsa rekorları ve yoksulluk oranlarındaki düşüşü başarıları arasında sıraladı. Suç oranlarında yaşanan gerilemeye de değinen Trump, Washington’daki güvenlik durumunun iyileştiğini dile getirdi.
Gazze konusuna da değinen Trump, bölgedeki savaşın sonlandırıldığını ve bunun kendi diplomatik çabalarıyla mümkün olduğunu ifade ederek sekiz savaşı sona erdirdiğini öne sürdü ve kişisel ilişkilerini bu süreçte devreye soktuğunu anlattı. Venezuela halkı için daha iyi bir gelecek inşa etmek amacıyla o ülkenin liderleriyle yakın çalıştıklarını da sözlerine ekleyen Trump, dünya genelinde istikrarı sağlamanın zorlu bir süreç olduğunu kabul etti.
ABD lideri, konuşmasının son bölümünde küresel güvenlik ve istikrar konularına odaklanarak diğer ülke liderlerinin söylemde kaldığını, kendisinin ise eyleme geçtiğini savundu; barış getirdiğini ve yıllardır süren sorunları çözdüğünü ileri sürdü. ABD’nin dünya sahnesindeki konumuna dair değerlendirmelerde bulunan Trump, ülkesinin gücünün uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdığını dile getirdi ve konuşma, genel kurul salonunda bulunan heyetler tarafından takip edildi.





