SON DAKİKA

DÜNYA

Netanyahu’ya 7 Ekim Öncesi BAE Uyarısı İddiası: Güvenlik Zirvesine Bilgi Verilmedi

Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı’nın, 7 Ekim 2023 saldırılarından yaklaşık bir buçuk hafta önce İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu doğrudan telefonla arayarak Hamas’ın büyük çaplı ve yakın tarihli bir askeri eylem hazırlığı içinde olduğu yönünde net bir uyarıda bulunduğu, ancak Netanyahu’nun bu hayati istihbaratı ülkesinin en üst düzey güvenlik yetkilileriyle hiçbir şekilde paylaşmadığı öne sürüldü. İsrail merkezli Haaretz gazetesinin geniş çaplı araştırmasına dayanan bu iddialar, siyonist rejimin Filistin direnişine karşı hazırlıksız yakalanmasının ardındaki istihbarat zincirindeki ciddi kopuklukları yeniden gündeme taşıdı. Gazetenin derlemesine göre, ihmal zinciri saldırıların yol açtığı yıkımın boyutunu ve güvenlik kurumları arasındaki iletişimsizliğin insani bedelini tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor.

Haaretz’in onlarca İsrailli ve yabancı kaynağın yanı sıra özel ses kayıtları, iç yazışmalar ve gizli belgelere dayandırdığı haberinde, Abu Dabi yönetiminin aslında Tel Aviv’i birkaç kez farklı kanallardan ve farklı düzeylerde uyardığı aktarılıyor. Gazeteye konuşan üst düzey bir Şin Bet yetkilisi, bu uyarılardan haberdar olmaları halinde tüm istihbarat değerlendirme tablolarının ve risk analizlerinin kökten değişebileceğini açıkça itiraf etti. Görüşmede Netanyahu’nun, Hamas lideri Yahya Sinvar’ın öncelikli olarak işgal altındaki Batı Şeria’da bir operasyon peşinde olduğu yönündeki kendi kanaatini dile getirdiği ve BAE Devlet Başkanı’na her senaryoya karşı tam anlamıyla hazır olduklarına dair güvence verdiği belirtiliyor. Başbakan’ın, kendisine iletilen bu somut tehlike sinyalini ciddiye almak yerine kendi analizini öne sürerek konuyu kapatmayı tercih ettiği anlaşılıyor.

Araştırmacı gazetecilik örneği olarak değerlendirilen bu dosyada, BAE lideri Şeyh Muhammed bin Zayed’in telefon görüşmesinden kısa süre sonra dönemin CIA Direktörü William Burns ile de doğrudan temas kurduğu ve ona “orada bir şeyler patlamak üzere” şeklinde özlü bir mesaj ilettiği kaydedildi. Bu aktarım, uyarının yalnızca ikili düzeyde kalmayıp uluslararası istihbarat ağlarına da hızla yansıdığını ortaya koyuyor. Haaretz’e göre bu ikaz, İsrail’in ilgili makamlarına ulaşan tek sinyal de değildi; daha önceki haftalarda farklı istihbarat servisleri ve aracılar vasıtasıyla da benzer bilgilerin sızdığı anlaşılıyor. Bu durum, saldırıların gerçekleşmesinden önce İsrail güvenlik bürokrasisinin eline geçen bilgilerin ne kadar geniş bir yelpazede olduğunu gösteriyor.

İddianın merkezinde yer alan bir diğer çarpıcı ayrıntı, Eylül 2023 ortasında bir Filistinli aracının Şin Bet’e ilettiği mesajdı. İletilen bu mesajda, Sinvar’ın “dev bir sürpriz” ve “deprem” hazırladığının bildirildiği, bu istihbaratın dönemin Şin Bet Başkanı Ronen Bar tarafından bizzat Netanyahu’ya aktarıldığı ve ardından bir dizi güvenlik toplantısı düzenlendiği ifade ediliyor. Hemen akabinde ise Mısır istihbaratının üst düzey yetkilisi Abbas Kamel’in de Netanyahu’nun ofisine benzer bir uyarıda bulunarak Hamas’ın “olağandışı bir şey” planladığı bilgisini paylaştığı öne sürüldü. Bu üst üste binen ve birbirini doğrulayan istihbarat akışı, saldırı öncesi herhangi bir uyarı eksikliği yaşandığı tezini büyük ölçüde zayıflatıyor. Aksine, eldeki veriler, kurumların yeterince bilgilendirildiğini ancak siyasi iradenin bu bilgileri görmezden geldiğini düşündürüyor.

Netanyahu’nun ofisi ise tüm bu suçlamalara sert bir dille karşı çıkarak, Başbakan’ın ilgili dönemde BAE lideriyle herhangi bir telefon görüşmesi yapmadığını ve kendisine iletilen herhangi bir uyarı bulunmadığını açıkladı. Başbakanlık makamı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Haaretz’in haberinin “mutlak bir yalan” olduğu ve gerçeği hiçbir şekilde yansıtmadığı ısrarla vurgulandı. Öte yandan, gazetenin haberine göre, dönemin Şin Bet Başkanı Bar ve İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, bin Zayed’in uyarısından haberdar edilmediklerini doğruladı. Bu açıklama, güvenlik kurumları arasında bilgi akışının hangi kritik aşamada koptuğu sorusunu daha da güçlendiriyor. Zirvedeki isimlerin haberdar edilmediği bir süreçte, bilginin yalnızca Başbakan’ın zihninde kalması, kurumsal hafızanın nasıl devre dışı bırakıldığını gösteriyor.

İsrail siyasetinde ise bu iddialar, özellikle eski Başbakan Naftali Bennett’in sert tepkisiyle geniş yankı buldu. Bennett, Netanyahu’nun uyarı aldığı yönündeki haberi “doğru” olarak nitelendirerek, bu durumun açıkça “cezai ihmal” anlamına geldiğini öne sürdü. Öte yandan, 7 Ekim sonrası yaşanan büyük can kaybı ve yıkımın ardından Netanyahu hükümetine yönelik toplumsal öfke ve hesap sorma talepleri her geçen gün artarken, Haaretz’in bu dosyası Başbakan’ın istifa etmesini isteyen kesimlerin elini önemli ölçüde güçlendirmiş durumda. Gazete, BAE’den herhangi bir resmi yorum gelmediğini de ayrıca not düşüyor. Bu durum, bölgesel dengeler açısından ilişkilerin hassasiyetini koruduğunu gösteriyor.

İlgili Makaleler