BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi, İran’a yönelik uluslararası yaptırımların hukuki geçerliliği ve 2015 nükleer anlaşmasının “geri dönüş” mekanizması üzerinden yeniden yürürlüğe konması konusunda Perşembe günü olağanüstü bir oturumda karşı karşıya geldi ve Batılı güçler ile Rusya ve Çin arasındaki bu sert tartışma, yıllardır süren diplomatik dengeyi sarsan yeni bir aşamayı işaret etti. Konsey salonunda yaşanan gerilim, yalnızca İran dosyasıyla sınırlı kalmayıp Birleşmiş Milletler’in kurumsal işleyişine dair daha geniş bir meşruiyet krizini de gün yüzüne çıkarırken, tarafların hukuki argümanları birbirine taban tabana zıt düştü ve oturumun sonunda ortak bir zemine ulaşılması mümkün olmadı.
Tartışmanın merkezinde, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) kapsamında tanımlanan ve İran’ın anlaşmayı ihlal etmesi halinde BM Şartı’nın yedinci bölümü kapsamındaki yaptırımların otomatik olarak geri getirilmesini öngören “snapback” maddesi yer aldı. Bu mekanizma, daimi üyelerin veto hakkını devre dışı bırakmak amacıyla tasarlanmıştı ve İran’ın nükleer programındaki ihlalleri nedeniyle Batılı ülkeler tarafından devreye sokuldu; ancak Rusya, mekanizmanın hiçbir zaman usulüne uygun şekilde etkinleştirilmediğini savunarak süreci baştan itibaren geçersiz saydı ve Moskova’nın bu tutumu, oturumun gidişatını doğrudan belirleyen en sert itiraz olarak öne çıktı.
Rusya’nın BM temsilcisi, İran’a ilişkin daha önce kabul edilen Güvenlik Konseyi kararlarının yeniden yürürlüğe konmasına ilişkin mekanizmanın 2231 sayılı kararla tanımlandığını, fakat bunun bir dizi hukuki ve usuli gerekçeyle harekete geçirilmediğini savundu. Moskova, nükleer anlaşmayı onaylayan 2231 sayılı kararın 18 Ekim 2025 tarihinde sona erdiğini ve nükleer silahların yayılmasını önleme gündem maddesinin o gün konseyin aktif maddeler listesinden çıkarıldığını ileri sürdü. Rus yetkili, 1737 Komitesi’nin 2015’te ortadan kalktığını ve sözde çalışmalarını tartışacak herhangi bir hukuki dayanak kalmadığını dile getirdi; bu çerçevede Rusya, 1737 Yaptırım Komitesi hakkında planlanan brifingi engellemek için usul oylaması talep etti ve konsey başkanlığının 90 günlük rapor hazırlama yetkisinin bulunmadığını öne sürdü.
Çin’in temsilcisi de Rusya’nın hamlesini destekleyerek konsey başkanlığının böyle bir rapor taslağı hazırlama veya sunma yetkisinin olmadığını bildirdi. Pekin yönetimi, tek taraflı adımlara karşı uyarıda bulunarak bazı üyelerin farklılıkları göz ardı ederek konsey yaptırımlarını zorla yeniden uygulamaya koymaya çalıştığını savundu. Çinli yetkili, bu adımların kurumsal bölünmeyi derinleştirdiğini ve siyasi bir çözümün önünde engel oluşturduğunu belirterek sürece dair ciddi endişe ve güçlü muhalefetini dile getirdi; Beijing’in bu tutumu, Batılı ülkelerin yaptırımların hukuken yeniden canlandığını savunan pozisyonuyla doğrudan çatıştı.
Batılı delegasyonlar ise Rusya ve Çin’in itirazlarını kesin bir dille reddederek yaptırım rejiminin İran’ın ihlalleri sonrasında hukuken yeniden yürürlüğe girdiğini savundu. İngiltere’nin BM temsilcisi, Birleşik Krallık’ın Fransa ve Almanya ile birlikte geri dönüş mekanizmasını 2231 sayılı Güvenlik Konseyi kararına tamamen uygun şekilde başlattığını açıkladı. Londra, Avrupalı güçlerin bu adımı İran’ın 2015 nükleer anlaşması kapsamındaki “önemli ölçüde yerine getirmeme” durumu nedeniyle attığını vurguladı. İngiliz yetkili, sürecin 28 Eylül 2025 tarihinde tamamlandığını ve yaklaşık bir yıl boyunca altı yedinci bölüm kararının yürürlükte kaldığını belirtti; bu açıklama, Batı cephesinin hukuki pozisyonunu net biçimde ortaya koydu.
Fransa’nın temsilcisi, konsey kararlarının komitenin 90 günde bir rapor verme yetkisiyle birlikte yeniden tesis edildiğini doğruladı. ABD’nin BM temsilcisi ise siyasi saiklerle hareket edilse bile gerçeklerin değişmeyeceğini savunarak “1737 Komitesi vardır” dedi ve Amerikalı diplomat, Rusya ve Çin’i Tahran’ı korumak amacıyla konsey kararlarını zayıflatmaya çalışmakla suçladı. ABD’li yetkili ayrıca Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) konuya ilişkin değerlendirmelerine atıfta bulunarak İran’ın nükleer programına dair uluslararası denetim verilerinin önemini hatırlattı. Oturum, tarafların birbirini suçlayan açıklamalarıyla sona ererken konsey içindeki derin görüş ayrılığı somut biçimde ortaya çıktı ve beş daimi üye arasındaki bu cepheleşme, İran dosyasının ötesine geçen yapısal bir krize işaret etti.





