Küçük bir ayakkabı sürtmesiyle başlayan, birkaç hafta içinde günlük yaşamı felç eden ve neredeyse bacağın kaybedilmesiyle sonuçlanan bir sağlık hikâyesi, Türkiye’de milyonlarca kişinin taşıdığı ama farkında olmadığı bir riski ortaya koyuyor. Diyabet, damar tıkanıklığı ve dolaşım bozukluğu gibi kronik sorunları bulunan hastalarda ayak ve bacak yaralarının hızla ilerleyerek amputasyona kadar varabildiği, uzmanların uzun süredir altını çizdiği bir tablo olarak karşımıza çıkıyor. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya’nın paylaştığı vaka ise bu sürecin ne kadar sinsi ilerleyebileceğini ve doğru yönlendirilmiş bir tedavinin nelere kadir olduğunu gözler önüne seriyor.
İsmail Doğru’nun yaşadığı sorun, sol ayağındaki beşinci parmağın yan tarafında ayakkabının sürtmesi sonucu oluşan küçük bir yarayla başladı. Ancak hastada bulunan nöropati, yani sinir hasarına bağlı his kaybı, bu yaranın ciddiyetini fark etmesini engelledi. İyileşeceği düşünülen yara zamanla büyüdü; önce yanındaki iki parmağa, ardından ayağın üst yüzeyine, ayak bileğine ve bacağın alt kısmına kadar yayıldı. Ayakta şişlik, kızarıklık, ısı artışı ve şiddetli ağrı ortaya çıkarken bazı bölgelerde nekroz, yani doku ölümü gelişti ve tablo her geçen gün daha da ağırlaştı.
Bacağındaki tablo her geçen gün ağırlaşan ve günlük hareket kabiliyeti ciddi biçimde kısıtlanan Doğru, başvurduğu sağlık kuruluşlarında bacağının kesilmesi gerekebileceği yönünde bilgilendirildi. Bedeninden bir parçayı yitirme olasılığıyla yüzleşmenin son derece sarsıcı olduğunu anlatan Doğru, kendisine bacağının durumunun çok kötü olduğunun ve kesilmesi gerektiğinin söylendiğini, ancak başka bir çözüm olabileceği umuduyla pes etmediğini ifade etti. İyi ki de pes etmediğini belirten Doğru, uygulanan tedavi sayesinde bacağını kaybetmekten kurtulduğunu sözlerine ekledi.
Hastanın bacak fotoğraflarını gördüğünde damar tıkanıklığından şüphelendiğini ve sürece hızla dahil olduğunu aktaran Prof. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, başvuru anında tablonun oldukça ilerlediğini belirtti. Yapılan incelemelerde hastada diyabetik ayak yarası ile periferik arter hastalığı, yani bacak damarlarında kan akışını kısıtlayan tıkanıklık bir arada saptandı. Çetinkaya, bu iki sorunun bir arada bulunmasının yaranın iyileşmesini neredeyse imkânsız hale getirdiğini ve enfeksiyonun hızla derin dokulara yayılmasına zemin hazırladığını ifade etti.
Uzmanlar, bacakta geçmeyen ağrı, renk değişikliği, soğukluk, şişlik, kızarıklık, ısı artışı, iyileşmeyen yara ya da enfeksiyon belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık merkezine başvurulması gerektiğini vurguluyor. Prof. Dr. Çetinkaya, özellikle diyabet, damar hastalığı veya dolaşım bozukluğu bulunan kişilerin bu tür belirtileri hafife almaması gerektiğini dile getirdi. Bu hastalarda sinir hasarı nedeniyle ağrının hissedilmeyebileceğini, bunun da yaranın sessizce ilerlemesine yol açtığını sözlerine ekledi.
Doğru’nun tedavi sürecinde, damar tıkanıklığının giderilmesine yönelik girişimler ile enfeksiyonun kontrol altına alınmasına dönük uygulamalar birlikte yürütüldü. Kan akışının yeniden sağlanması ve enfeksiyonun geriletilmesi sayesinde doku ölümü durduruldu, yara iyileşme sürecine girdi ve bacak korundu. Vaka, benzer belirtiler taşıyan hastaların amputasyon kararından önce kapsamlı bir damar ve enfeksiyon değerlendirmesinden geçmesinin kritik olduğunu gösteriyor.





