SON DAKİKA

SİYASET

Üsküdar Belediyesi’ndeki başkanvekili seçimini YENİ Parti TBMM gündemine taşıdı

Yerel yönetimlerde yaşanan tartışmalı süreçler son dönemde siyasi partilerin genel merkezlerinden ziyade meclis kulislerinde konuşulur hale gelmişken, özellikle büyükşehirlerdeki belediye meclislerinde yaşanan güç dengeleri ve seçimle gelmiş isimlerin yerine belirlenecek yeni yöneticilerin kim olacağı sorusu her zaman gündemdeki yerini koruyor. Bu çerçevede İstanbul’un en kalabalık ilçelerinden biri olan Üsküdar’daki belediye yönetimi de başkanvekilliği seçimi süreciyle birlikte yeniden siyasetin odağına yerleşmiş durumda ve Ankara’dan yapılan açıklamalar, yaşananların yalnızca bir ilçe meselesi olmadığını, yerel iradenin korunması açısından ulusal düzeyde bir önem taşıdığını gösteriyor.

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında Üsküdar Belediyesi’ndeki son gelişmelere dair dikkat çekici değerlendirmeler yaparak, belediye başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanması sonrasında başlayan başkanvekili seçim sürecinde meclis üyeleri üzerinde çeşitli baskılar kurulduğunu öne sürdü ve partisinin konuya ilişkin elinde ciddi bilgiler bulunduğunu belirterek bu bilgileri kamuoyuyla paylaşacağını ifade etti. Siyasetçinin açıklamaları, yerel yönetimlerdeki hukuk süreçlerinin nasıl işlediğine dair tartışmaları yeniden alevlendirirken, Emir basın toplantısında özellikle 31 Mart yerel seçimlerinden bu yana yaşananları “halk iradesine yönelik bir müdahale” olarak nitelendirdi.

Üsküdar Belediyesi’ne 7 Nisan tarihinde yapılan operasyonu hatırlatan Emir, bu süreçte tutuklamalar yaşandığını ve ardından Dedetaş’ın da gözaltına alınacağı yönünde söylentiler dolaştığını aktararak, nihayetinde 29 Temmuz’da düzenlenen bir sabah operasyonuyla belediye başkanının gözaltına alındığını ve dört gün sonra tutuklandığını kaydetti ve asıl amacın belediyenin yönetimini ele geçirmek olduğunu savundu. Ona göre yaşananlar bir hukuk süreci olmaktan çok siyasi bir hedefe ulaşma çabası olarak değerlendirilmeli ve bu durum, yerel yöneticilere yönelik adli işlemlerde orantılılık ilkesinin gözetilip gözetilmediği sorusunu da beraberinde getiriyor.

Tutuklama kararının gerekçelerine ve sürecin işleyişine dair eleştirilerini de sıralayan Emir, Dedetaş’ın savunma hakkını kullanabileceği ve adli kontrol şartıyla serbest kalabileceği bir yargılamanın mümkün olduğunu dile getirerek, “tutuksuz yargılanmanın asıl olması gerektiğini” savundu ve mevcut durumda verilecek herhangi bir hesabın bulunmadığını ileri sürdü; siyasi parti temsilcisi, yaşanan sürecin bir “temizlik operasyonu” olarak nitelendirilemeyeceğini de sözlerine ekliyor. Başkanvekili seçimi öncesinde belediye meclisinin bileşiminin değiştirilmeye çalışıldığı iddiası ise Emir’in açıklamalarının en kritik bölümünü oluşturuyor.

Üsküdar Belediyesi meclis üyelerine yönelik gözaltı işlemleriyle meclisteki sayısal dengenin değiştirilmek istendiğini öne süren Emir, bu durumun 5 Eylül’de yapılması beklenen başkanvekilliği seçimini doğrudan etkileyeceğini kaydederek, yapılan tüm bu baskı ve girişimlere rağmen halkın iradesinin sandığa yansıdığı gibi korunması gerektiğini belirtti ve “Sandıkta alamadıklarını polis zoruyla almaya çalışıyorlar” ifadesini kullandı; bu sözler, meclis içi pazarlıkların ve adli süreçlerin iç içe geçtiği bir tabloyu gözler önüne seriyor. YENİ Parti cephesinden gelen bu sert açıklamalar yalnızca Üsküdar özelinde kalmayıp benzer durumdaki diğer belediyeler için de bir uyarı niteliği taşıyor.

Emir’in dile getirdiği iddialar, yerel seçimlerle iş başına gelen yönetimlerin ardından başlatılan soruşturmaların ve tutuklama kararlarının, toplumda farklı kesimlerce “siyasi bir mücadele aracı” olarak algılanmasına yol açabileceğini gösteriyor ve bu algının demokratik katılımı ve yerel yönetimlere olan güveni zedeleme potansiyeli taşıdığı da konuşulan konular arasında yer alıyor. Emir’in açıklamaları, belediye meclislerindeki üye sayılarının ve partiler arası dengelerin bu tür süreçlerde ne denli kritik bir öneme sahip olduğunu bir kez daha hatırlatıyor ve yerel iradenin korunması için hukuki süreçlerin şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğine işaret ediyor.

İlgili Makaleler