SON DAKİKA

GÜNDEM

Erdoğan New York’ta Göçmen ve Kimlik Vurgusu Yaptı: Entegrasyona Evet, Asimilasyona Hayır

Küresel göç hareketliliği yeniden şekilleniyor. Kimlik tartışmaları Avrupa’dan Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyada siyasetin temel gündem maddelerinden biri haline geldi. Bu dönemde New York’ta Türk ve kardeş topluluklara hitap eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, entegrasyon ile asimilasyon arasındaki ayrımı uluslararası kamuoyunun dikkatine sunan kapsamlı bir konuşma yaptı. Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi, Uluslararası Demokratlar Birliği, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği ile ABD Müslüman Kuruluşlar Konseyi’nin ortak organizasyonuyla Gotham Hall’da düzenlenen etkinlikte kürsüye çıkan Erdoğan, göçmenlerin yaşadıkları toplumlara uyum sağlamak için köklerinden vazgeçmelerinin beklenmesini açık bir şekilde eleştirdi. Konuşmasının merkezine kardeşlik, dayanışma ve ortak vicdan kavramlarını yerleştiren Cumhurbaşkanı, farklı pasaportlara ve coğrafyalara rağmen bir araya gelen toplulukların aslında hudutları aşan güçlü bir mirası temsil ettiğini vurguladı. Erdoğan, “Günümüzde bireylerin kendilerini birden fazla ülkeye ait hissetmeleri gayet doğaldır” diyerek, entegrasyon sürecinin tek taraflı bir fedakarlık değil karşılıklı bir kabul ve saygı ilişkisi olduğunu ifade etti.

Konuşmasında Avrupa’daki göçmen politikalarına yönelik değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, kıta genelinde Müslüman topluluklardan uyum adı altında aslında kimliklerinden arınmalarının beklendiğini öne sürdü. Bu yaklaşımın evrensel hukuk ve insan hakları ilkeleriyle bağdaşmadığını savundu. Göçmen bir grubun içinde yaşadığı toplumla bütünleşebilmesi için ev sahibi toplumun da göçmenleri kabul etmesi ve temel haklarına saygı göstermesi gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı, entegrasyon politikalarının karşılıklı sorumluluk zemininde inşa edilmesi gerektiğini dile getirdi. Amerika’nın bu konuda istisnai bir örnek oluşturduğunu kaydeden Erdoğan, buna karşın Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde ciddi sorunlar yaşandığını söyledi. “Biz ise entegrasyona ‘evet’, asimilasyonun her çeşidine ‘hayır’ diyoruz” diyen Erdoğan, bu tutumun Türkiye’nin göçmen ve diaspora politikalarının temel ilkesi olduğunu ortaya koydu.

Programdaki konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı, Amerika’da yaşayan Türk ve Amerikan Müslüman toplumunu bir araya getiren salonun pasaportların, sınırların ve coğrafyaların ötesinde bir kardeşliğe ev sahipliği yaptığını belirtti. Bu birlikteliğin yalnızca duygusal bir bağ olmadığını söyledi. Erdoğan, aynı zamanda tarihsel bir sürekliliğin ürünü olduğunu vurguladı. Türk Teavün Cemiyeti’nden Hars Cemiyeti’ne uzanan bir mirasa işaret etti. Gülcemal Vapuru’yla bu topraklara ulaşan ilk kuşakları ve Amerika’nın dört bir yanında tutunmuş güçlü millet varlığını bu mirasın parçası olarak andı. Bu mirasın taşıyıcılarının bugün de aynı dayanışma ruhunu sürdürdüğünü ifade eden Erdoğan, salonda vücut bulan kardeşlik ikliminin kendisi için de büyük bir memnuniyet kaynağı olduğunu dile getirdi. Güçlü aidiyet duygusunun beraberinde sorumluluklar getirdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı, kardeşlerin birbirlerine destek olması, birbirlerinin hukukuna riayet etmesi ve köken, gelir, dil, kültür ya da renk ayrımı yapmaması gerektiğini söyledi.

Kardeşlik kavramının yalnızca söylemde kalmaması gerektiğini, pratikte de karşılık bulması icap ettiğini belirten Erdoğan, görüş farklılıklarının topluluklar arasında duvar örülmesine gerekçe olamayacağını savundu. Konuşmasında Hazreti Peygamber’in kardeşliği tarif eden hadisine atıfta bulunan Cumhurbaşkanı, “Müslüman Müslümanın kardeşidir” ifadesini hatırlatarak, bir Müslümanın diğerine hıyanet etmemesi, yalan söylememesi ve onu sahipsiz bırakmaması gerektiğini aktardı. Takvanın kalpte olduğunu vurgulayan Erdoğan, bir kişiye Müslüman kardeşine hakaret etmesinin kötülük olarak yeterli olduğunu belirterek meselenin özünü bu şekilde özetledi.

Amerika’da Türk, soydaş ve Müslüman toplumlarının ulaştığı noktayı değerlendiren Erdoğan, bu toplulukların önemli bir insan kaynağına, ciddi bir tecrübeye ve giderek büyüyen bir kapasiteye sahip olduğunu ifade etti. İhanet çukuruna düşmediği sürece tüm vatandaşların başarılarıyla iftihar ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı, diaspora topluluklarının bulundukları ülkelerdeki konumlarının güçlenmesinin Türkiye ile olan bağları da olumlu yönde etkilediğini dile getirdi. Etkinliğin düzenleyicileri arasında yer alan sivil toplum kuruluşlarının geniş katılımı, Amerika’daki Türk ve Müslüman toplumlarının örgütlenme kapasitesini ve temsil gücünü ortaya koydu. Erdoğan’ın konuşması, göç, kimlik ve entegrasyon tartışmalarının küresel ölçekte yoğunlaştığı bir dönemde Türkiye’nin pozisyonunu uluslararası bir platformda yineledi.

İlgili Makaleler