SON DAKİKA

SİYASET

Almanya’nın Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde AfD tarihi bir zafer kazandı, CDU ilk kez meclis dışı kaldı

Almanya’nın kuzeydoğusundaki Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde yapılan Eyalet Meclisi seçimleri, ülkenin siyasi dengelerini derinden sarsan sonuçlar ortaya çıkardı ve geçici resmi rakamlara göre Almanya için Alternatif Partisi (AfD) yüzde 38,2 oy oranıyla eyaletin en güçlü siyasi aktörü haline gelirken, yaklaşık otuz yıldır bölgede iktidarı elinde tutan Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 35,5 ile ikinci sıraya geriledi; bu tablo, federal düzeydeki koalisyon hesaplarını ve Almanya’nın genel siyasi rotasını yeniden tartışmaya açtı.

Eyalet Seçim Kurulu’nun açıkladığı geçici sonuçlara göre AfD, 71 sandalyeli Eyalet Meclisi’nde 32 milletvekiliyle temsil hakkı kazandı ve SPD ise 29 sandalye elde ederek ana muhalefet konumuna düşerken, Sol Parti (Die Linke) yüzde 6,5, Yeşiller ise yüzde 5,7 oyla barajı geçmeyi başararak beşer sandalyenin sahibi oldu; böylece mecliste dört partinin temsil edildiği yeni bir aritmetik ortaya çıktı ve hükümet kurma süreci önceki dönemlere kıyasla çok daha karmaşık bir hal aldı.

Seçimin en çarpıcı sonuçlarından biri, Başbakan Friedrich Merz’in genel başkanlığını yürüttüğü Hristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) yaşadığı ağır hezimet oldu ve yüzde 4,9 oy alan CDU, yüzde 5’lik barajı aşamayarak eyalet meclisine giremedi; bu sonuç, partinin 1945’ten bu yana ilk kez bir eyalet parlamentosunun dışında kalması anlamına gelirken, CDU 2021 seçimlerinde yüzde 13,3 oy almıştı ve yaşanan 8,4 puanlık kayıp, Federal Almanya tarihinde bir eyalet seçiminde kaydedilen en düşük oy oranı olarak kayıtlara geçti.

AfD’nin oy oranındaki artış, partinin son beş yıldaki yükselişinin en net göstergelerinden biri olarak dikkat çekiyor ve parti, 2021’deki seçimde yüzde 16,7 oy almıştı; bu kez oyunu 21,5 puan artırarak neredeyse iki katından fazla bir seviyeye taşıdı, böylece AfD, Mecklenburg-Vorpommern Eyalet Meclisi’nde ilk kez en güçlü siyasi güç konumuna yükseldi ve bu durum, partinin doğu eyaletlerindeki tabanını ne ölçüde genişlettiğini ve federal siyasete nasıl yansıyacağını gündeme getirdi.

SPD cephesinde ise otuz yıllık iktidarın ardından ciddi bir oy kaybı yaşandı ve parti, 2021’de yüzde 39,6 olan oy oranını bu seçimde yüzde 35,5’e indirdi; yine de ikinci sırada kalarak eyalet meclisindeki varlığını sürdürdü ve hükümet kurma denkleminde kilit aktör olma özelliğini korudu, çünkü SPD’nin Mecklenburg-Vorpommern’deki uzun süreli hakimiyeti göz önüne alındığında, bu gerileme partinin bölgedeki geleneksel seçmen tabanında yaşanan aşınmanın boyutunu gözler önüne seriyor.

Sosyal Adalet ve Ekonomik Anlayış İttifakı (BSW) de yüzde 4,8 oy alarak barajın altında kaldı ve eyalet meclisine giremedi; BSW’nin bu sonucu, AfD’nin hükümet kurabilmesi için gereken parlamento çoğunluğuna ulaşmasını daha da zorlaştırdı, çünkü mevcut hükümet ortaklığı olan SPD ve Sol Parti’nin yeni parlamentodaki sandalye sayısı çoğunluğu sağlamaya yetmiyor ve bu nedenle SPD, Sol Parti ve Yeşiller’den oluşacak bir koalisyon formülü, parlamento aritmetiğinde en güçlü seçenek olarak değerlendiriliyor.

AfD’nin birinci parti olmasına rağmen tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamaması, diğer partilerin izleyeceği tutumu belirleyici kılıyor ve CDU ile BSW’nin baraj altında kalmasıyla birlikte eyalet parlamentosundaki sandalye dağılımı, alternatif koalisyon senaryolarını sınırlı hale getirdi; özellikle federal hükümet açısından bu sonuçların yansımaları, Almanya’nın genel siyasi istikrarı ve gelecek seçim stratejileri bakımından geniş bir tartışma alanı oluşturdu ve eyaletteki yeni meclis yapısının nasıl şekilleneceği, önümüzdeki günlerde yürütülecek koalisyon görüşmelerinin seyrine bağlı olarak netlik kazanacak.

İlgili Makaleler