CIA Direktörü John Ratcliffe’in temaslarının ardından ABD’li temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’in Moskova ile Kiev’e yaptığı ziyaretler, Washington’ın Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirme çabalarına yeni bir ivme kazandırma niyetini ortaya koyuyor; ancak savaşın üzerinden geçen onca yıla ve diplomasi trafiğinin yoğunluğuna rağmen sahada somut bir sonuç doğmuş değil. Ortada kabul edilebilir bir barış formülü bulunsa da tarafların savaşın geleceğine ilişkin beklentileri temelden ayrışıyor ve bu ayrışma çözümsüzlüğü besliyor; Ukrayna yıkımı durdurmanın yollarını ararken, Rusya önümüzdeki aylarda Kiev’in artık direnişini sürdüremeyecek duruma geleceğini umuyor.
İki taraf arasındaki bu uzlaşmazlığı yalnızca cephedeki değişimlerle açıklamak mümkün değil; zira sahada neredeyse hiçbir hareketlilik yaşanmadı ve Rusya’nın cephe baskısı, Moskova’ya şartları dayatma imkanı tanıyacak türden bir zafer kazandırmadı. Aynı şekilde Ukrayna da işgal altındaki toprakları hızla geri almak için gereken üstünlüğe sahip değil; bu durumu basit bir çıkmaz olarak tanımlamak ise savaşın değişen doğasını görmezden gelmek anlamına gelir. Savaşın seyrini belirleyecek asıl unsur, tarafların birbirinin ekonomik temelini çökertme kapasitesi olacak ve bu kapasite mücadelesi cephe hattının çok ötesinde, enerji ve altyapı alanlarında kendini gösteriyor.
Ukrayna’nın Rus petrol endüstrisine yönelik saldırıları bu ekonomik mücadelenin en somut örneği olarak dikkat çekiyor; söz konusu saldırılar, Moskova’yı savaşın maliyeti karşısında karşılıklı sınırlamaların sahada uygulanabilir olduğuna inandırmayı hedefliyor. Kiev, Karadeniz’deki deniz taşımacılığı ile tahıl altyapısının güvence altına alınmasından başlayıp enerji tesislerine düzenlenen saldırıların sonlandırılmasına ve hatta uzun menzilli saldırıların karşılıklı olarak tümüyle durdurulmasına kadar uzanan geniş bir anlaşma yelpazesine olumlu yaklaşıyor; bu tür adımların, tüm siyasi anlaşmazlıkların çözülmesi beklenmeden gerilimin düşürülmesine imkan tanıyacağını düşünüyor. Ne var ki Kremlin şu ana kadar böyle bir düzlemde görüşmeye yanaşmadı ve ateşkes yönündeki her anlamlı adımı, Ukrayna’nın öncelikle Rus kontrolü altındaki Donbas bölgelerinden çekilmesi şartına bağlıyor.
Kremlin’in, Kiev’in en azından birkaç yıl daha savunabileceğine inandığı bu bölgelerden Ukrayna birliklerinin çekilmesi konusundaki ısrarı, Kiev için kabul edilebilir bir talep değil; Rusya ise zamanın kendi lehine işlediğini düşündüğü için saldırıların sınırlandırılması yönündeki taleplere rıza göstermiyor. Amerikalı muhataplarıyla yaptığı özel görüşmelerde Rusya, Ukrayna’nın bütçe sorunlarına ve gelecekteki Avrupa fonlamasıyla ilgili belirsizliklere dikkat çekerek Kiev’in direncini sürdüremeyeceği tezini işliyor; bu yaklaşım, Moskova’nın müzakere masasına ancak sahadaki denge tamamen değiştiğinde oturacağını gösteriyor. Diplomatik temasların yoğunluğu ile sahadaki durgunluk arasındaki bu tezat, savaşın yalnızca askeri değil ekonomik ve siyasi katmanlarda da paralel yürütüldüğünü ortaya koyuyor.
Ukrayna, uzun menzilli saldırıların karşılıklı olarak durdurulması gibi ara adımlarla gerilimi düşürmeyi ve siyasi çözüm için alan açmayı hedeflerken, Rusya bu tür ara adımları kendi lehine bir nihai sonuç elde etmeden kabul etmeye sıcak bakmıyor; tarafların birbirine güvenmediği bir ortamda, herhangi bir ateşkesin kalıcı olup olmayacağı sorusu da yanıtsız kalıyor. Bu nedenle diplomatik trafik artsa da kapsamlı bir barışın önündeki engeller aşılamıyor; ABD’li temsilcilerin Moskova ve Kiev ziyaretleri, Washington’ın süreci canlandırma iradesini gösterse de taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkları gidermeye yetmiyor. Ukrayna yıkımı durdurmak ve altyapısını korumak isterken, Rusya zamanın kendi lehine işlediği varsayımıyla hareket ediyor; cephede neredeyse hiçbir değişiklik yaşanmaması, iki tarafın da askeri üstünlük sağlayamadığını gösteriyor. Ekonomik baskı araçlarının devreye girmesi ise savaşın seyrini belirleyecek yeni bir denklem yaratıyor ve bu denklemde kapsamlı bir barış, tarafların beklentileri köklü biçimde değişmedikçe uzak bir ihtimal olarak kalıyor.





