SON DAKİKA

GÜNDEM

Bakan Tekin’den Kayıt Ücreti Açıklaması ve Eğitim Bütçesi Savunması

Türkiye’de 2026-2027 eğitim öğretim yılı bu hafta başında başladı ve milyonlarca öğrenci ile öğretmen, yeni dönemin ilk günlerini geride bıraktı. Yeni dönemin başlamasıyla birlikte eğitim sistemindeki yapısal sorunlar, bütçe öncelikleri ve okul kayıt süreçlerinde yaşanan sıkıntılar yeniden gündeme geldi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, CNN Türk ekranlarında Hakan Çelik’in konuğu olarak eğitim gündemine dair önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Tekin, özellikle okul kayıtları sırasında velilerin karşılaştığı ücret talepleri konusunda bu yıl ciddi adımlar attıklarını ve şikayetlerin büyük ölçüde ortadan kalktığını dile getirdi.

Tekin, yeni eğitim öğretim yılının başlamasının ardından öğretmenlere teşekkür ederek sözlerine başladı. Öğretmenlerin yoğun bir mesai harcadığını ve fedakarca çalıştığını vurgulayan Bakan, kendilerinin de bu süreçte öğretmenlere yol arkadaşlığı yapmaya gayret ettiğini söyledi. Eğitim camiasını bir aile ortamı olarak nitelendiren Tekin, Türkiye’nin eğitim yükünü hep birlikte kaldırmaya çalıştıklarını ifade etti. Yeni dönemin öğretmenler, öğrenciler, veliler ve tüm ülke için hayırlı olmasını dileyen Bakan, eğitimin toplumsal kalkınma ve ekonomik refah açısından taşıdığı kritik role dikkat çekti. Öğretmenlerin sahada karşılaştığı zorlukların farkında olduklarını belirten Tekin, bu zorlukları aşmak için bakanlık olarak üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalıştıklarını sözlerine ekledi. Eğitimin yalnızca bir kamu hizmeti değil, aynı zamanda ülkenin geleceğini şekillendiren stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Bakan, bu anlayışla hareket ettiklerini dile getirdi.

Eğitim sektörünün tüm Türkiye’yi etkileyen bir alan olduğunu belirten Tekin, bu sorumluluğun bilinciyle hareket ettiklerini aktardı. Konuşmasının devamında eğitime ayrılan bütçe kaynaklarına değinen Bakan, 2002-2003 eğitim öğretim yılında derslik başına düşen öğrenci sayısı ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısı açısından Türkiye’nin OECD ortalamalarının çok gerisinde olduğunu hatırlattı. Eğitimde teknoloji kullanımı ve PISA 2003 döngüsündeki sonuçlar açısından da benzer bir tablonun geçerli olduğunu kaydeden Tekin, o dönemde OECD’nin 38 üyesi arasında Türkiye’nin ilk 30 ülke sıralamasına giremediğini söyledi. Bu tablonun, o yıllarda eğitime ayrılan kaynakların yetersizliğinden kaynaklandığını ifade eden Bakan, sınıf mevcutlarının kalabalık olmasının ve öğretmen açığının eğitimin kalitesini doğrudan etkilediğini belirtti. Teknolojik altyapının yetersizliği ve uluslararası sınavlardaki düşük performansın da dönemin temel sorunları arasında yer aldığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2001 yılındaki siyaset yolculuğuna değinen Bakan Tekin, o günden bu yana ülkenin çocuklarının daha nitelikli ve dünya standartlarında eğitim alması gerektiği anlayışının benimsendiğini ifade etti. 2002 sonrasında başlayan süreçte bütün bütçelerde en büyük kaynağın eğitime ayrıldığını vurgulayan Tekin, 2002 bütçesinde eğitimin payının yüzde 7 olduğunu ve sonraki yıllarda her bütçede eğitimin birinci sırada yer aldığını belirtti. Bu tercihin tesadüfi olmadığını, eğitime yapılan yatırımın ülkenin uzun vadeli kalkınma hedefleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. 2027 bütçe hazırlıklarının sürdüğünü ve büyük ihtimalle yine eğitimin ilk sırada olacağını dile getiren Bakan, sadece bu yılki bütçeden eğitime ayrılan payın 2002’nin iki katı olduğunu açıkladı. Bakan, bu artışın eğitimde fiziki altyapıdan öğretmen istihdamına kadar geniş bir alanda kendini gösterdiğini belirtti.

Bu kaynak artışının somut sonuçlarını OECD verileri üzerinden değerlendiren Tekin, derslik başına düşen öğrenci sayısı ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısı gibi başlıklarda Türkiye’nin artık OECD ortalamalarının üzerine çıktığını söyledi. Bu gelişmenin, yıllar içinde eğitime aktarılan kaynakların doğrudan bir yansıması olduğunu ifade eden Bakan, sınıf mevcutlarının azalmasının öğretmen-öğrenci ilişkisini güçlendirdiğini ve eğitimin kalitesine olumlu katkı sağladığını dile getirdi. Türkiye’nin PISA başarısına da değinen Tekin, OECD üyesi ülkeler arasında ilk 15’in içinde yer aldıklarını belirterek, asıl önemli olanın yıllar içindeki grafiğin sürekli yukarı yönlü olması olduğunu vurguladı. Tek seferlik bir başarının değil, istikrarlı bir iyileşme eğiliminin önem taşıdığını söyleyen Bakan, bu tablonun eğitim politikalarının sürekliliği sayesinde elde edildiğini kaydetti. 8 Eylül’de Bratislava’daki toplantıda Türkiye’ye yönelik övgü dolu sözlerin dile getirildiğini hatırlatan Tekin, bunun sebebinin OECD ve PISA çerçevesindeki gelişmeler olduğunu ifade etti. Uluslararası platformlarda Türkiye’nin eğitim alanındaki ilerlemesinin takdirle karşılandığını belirten Bakan, bu tür geri bildirimlerin motivasyonlarını artırdığını sözlerine ekledi.

Bakan Tekin’in açıklamaları, eğitim sisteminin niceliksel göstergelerde kat ettiği mesafeyi ortaya koyarken, kayıt dönemlerinde yaşanan ücret tartışmalarına yönelik alınan önlemlerin veliler nezdinde karşılık bulduğunu gösteriyor. Eğitim bütçesinin her yıl en büyük payı alması, öğretmen başına ve derslik başına düşen öğrenci sayılarındaki iyileşme, yeni dönemin temel tartışma başlıklarını oluşturuyor. Okul kayıtlarında bu yıl ücret şikayetinin kalmaması, velilerin en çok dile getirdiği sorunlardan birinin çözüme kavuştuğu yönünde bir tablo çiziyor. PISA sonuçlarındaki yükseliş eğilimi ise Türkiye’nin uluslararası eğitim göstergelerindeki konumunu güçlendirmesi açısından değerlendiriliyor. Bakan Tekin’in açıklamaları, eğitimde niceliksel iyileşmenin yanı sıra niteliksel gelişimin de takip edilmesi gerektiğine işaret ediyor.

İlgili Makaleler