SON DAKİKA

DÜNYA

11 Eylül’ün 25. yılında bir Türk ailesinin yarım kalan hikayesi ve unutulmayan kaybı

Dünya tarihinin akışını değiştiren 11 Eylül 2001 saldırılarının üzerinden çeyrek asır geçti ve New York’taki Dünya Ticaret Merkezi kulelerine düzenlenen, yaklaşık üç bin kişinin hayatını kaybettiği o saldırılar yalnızca ABD’de değil, sınırların çok ötesinde derin izler bıraktı. O gün hayatını kaybedenler arasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Zühtü İbiş de bulunuyordu ve saldırıların 25. yıl dönümünde İbiş’in kardeşi Mehmet İbiş, yaşadıklarını CNN Türk’ten Serdar Korucu’ya anlatarak o günün hafızalardan silinmeyen ayrıntılarını paylaştı. İbiş, Türk halkının o saldırıda Türkiye’nin de bir can kaybettiğini unutmaması gerektiğini söyleyerek yaşanan acının ulusal bir hafıza meselesi olduğunu vurguladı.

Mehmet İbiş, saldırı haberini ilk olarak iş yerindeyken bir arkadaşından telefonla aldığını söyledi ve olayın ilk anlarda boyutunun anlaşılamadığını belirten İbiş, o sabah yaşadığı şaşkınlığı ve belirsizliği ayrıntılı biçimde aktardı. Arkadaşının kendisine binalara uçak çarptığını söyleyip ağabeyinin işe gidip gitmediğini sorması üzerine durumun ciddiyetini kavramaya başladığını anlatan İbiş, internette haberlere baktığında binadan yükselen dumanları gördüğünü ancak ilk etapta olayı ciddiye almadığını ifade etti. Ağabeyiyle iletişim kurmayı denediğini, Kuzey Kule’deki üçüncü kattaki ofis numarasını ve cep telefonunu aradığını, o dönem kullanılan çağrı cihazına defalarca mesaj göndermesine rağmen hiçbir yanıt alamadığını dile getirdi.

Ağabeyine ulaşamayınca ailesini aradığını anlatan İbiş, evde karşılaştığı manzarayı tarif ederken duygusal anlar yaşadı; babasını aradığında arka planda annesinin ağlama seslerini duyduğunu, babasının kendisinden iş yerini kapatıp hemen eve gelmesini istediğini ve olayın ciddi olduğunu söylediğini aktardı. Arabaya atlayıp eve gittiğinde son derece ağır bir atmosferle karşılaştığını belirten İbiş, o sırada iki yaşında olan yeğeninin camın önüne yapışmış halde ağladığını söyledi. Yeğeninin her gün o pencereden babasının gelişini izlediğini, o gün de bir şeylerin ters gittiğini sezdiğini ifade eden İbiş, ailenin o saatten sonra içine düştüğü bekleyişin günlerce sürdüğünü anlattı.

Zühtü İbiş’in uçak binaya çarptıktan sonra eşiyle son kez konuştuğunu belirten Mehmet İbiş, o görüşmenin ayrıntılarını da paylaşarak ağabeyinin eşine durumu anlattığını, iyi olduğunu, ofisinde bulunduğunu ve itfaiyecilerin geldiğini söyleyip telefonu kapatmak zorunda kaldığını aktardı. Görüşmenin “birazdan görüşürüz” ifadesiyle sonlandırıldığını dile getiren İbiş, annesinin gözyaşları içinde yakasına yapışarak kendisinden ağabeyini bulmasını istediğini anlattı. O ortamda daha fazla kalamayacağını fark ederek dışarı çıktığını ve New York’a ulaşmanın yollarını aramaya başladığını söyleyen İbiş, bu arayış sürecinin ailenin yıllar boyunca unutamadığı zorlu bir dönemin başlangıcı olduğunu ifade etti.

Saldırıların ardından yaşanan kimlik tespit süreci, ailenin karşılaştığı en sancılı aşamalardan biri olarak öne çıktı ve Mehmet İbiş, ağabeyini aradığı saatlerden kimlik tespit işlemlerine kadar uzanan süreçte yaşadıklarını, 11 Eylül soruşturmasına ilişkin düşüncelerini ve yıllar geçmesine rağmen hafızasından silinmeyen ayrıntıları paylaştı. Saldırıda hayatını kaybeden tek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının Zühtü İbiş olduğunu hatırlatan kardeşi, bu gerçeğin Türkiye’de yeterince bilinmediğini savunarak yaşanan acının yalnızca bir ailenin değil, aynı zamanda bir ülkenin ortak hafızasında yer etmesi gerektiğini söyledi. Yıllardır unutamadığı anıları anlatırken, o gün yaşananların etkisinin hâlâ canlı olduğunu hissettirdi ve ailesinin bu kaybı her yıl dönümünde yeniden yaşadığını dile getirdi.

11 Eylül saldırıları, küresel güvenlik anlayışını ve uluslararası ilişkilerin seyrini kökten değiştiren bir dönüm noktası olarak tarihe geçti ve saldırıların ardından birçok ülke güvenlik politikalarını yeniden şekillendirirken, sivil kayıpların acısı yıllar boyunca tazeliğini korudu. Saldırıda hayatını kaybedenlerin aileleri, her yıl dönümünde yaşadıkları kaybı anmaya devam ediyor ve Zühtü İbiş’in ailesi de bu acıyı yıllardır taşıyarak yaşananların unutulmaması için çaba gösteriyor. Mehmet İbiş’in anlattıkları, büyük felaketlerin arkasında kalan insan hikayelerinin ve ailelerin yaşadığı sessiz mücadelenin bir yansıması olarak öne çıkarken, o günün acısının kuşaklar boyunca aktarılması gerektiği fikrini de güçlendiriyor.

İlgili Makaleler