Almanya’da eyalet düzeyindeki siyasi dengeleri yakından ilgilendiren önemli bir seçim yarışı geride kaldı. Ülkenin doğusunda yer alan Saksonya-Anhalt bölgesinde yapılan meclis seçimleri, federal hükümetin ortakları açısından ağır bir yenilgi tablosu ortaya koyarken, aşırı sağcı siyasi hareketin bölgedeki yükselişini tarihi bir zirveye taşıdı. Sandık çıkış anketleri ve açıklanan kısmi resmi olmayan sonuçlar, Almanya için Alternatif Partisi’nin (AfD) açık ara birinci sırada yer aldığını gösteriyor. Ancak bu güçlü çıkışa rağmen, partinin tek başına iktidara gelmesini engelleyen ince bir sandalye hesabı öne çıkıyor ve gözler bundan sonraki koalisyon görüşmelerine çevrilmiş durumda.
Yaklaşık 1,7 milyon seçmenin kayıtlı olduğu eyalette oy verme süreci, yerel saatle akşam 18.00 itibarıyla tamamlandı ve sayım işlemleri hızla ilerledi. Eyalet Seçim Başkanlığı verilerine göre sandıkların büyük bölümünün açılmasının ardından kesinleşmeyen sonuçlar kamuoyuyla paylaşıldı. Alman kamu yayıncısı ZDF’nin aktardığı projeksiyonlara göre AfD, oyların yaklaşık yüzde 44,4’ünü toplamayı başardı. Bu oran, partinin 2021 yılındaki seçim performansına kıyasla oy oranını 23 puanın üzerinde artırdığını ve bölge tarihinde bir partinin ulaştığı en yüksek seçmen desteğine işaret ettiğini ortaya koyuyor. Öte yandan bu başarı, tek başına hükümet kurmak için gereken mutlak çoğunluğu getirmedi.
Seçimin asıl dikkat çekici sonuçlarından biri, federal hükümetin büyük ortağı konumundaki Hristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) yaşadığı büyük oy kaybı oldu. CDU, 2021 seçimlerine göre yaklaşık 20 puanlık bir gerileme yaşayarak yüzde 17,2 oy oranıyla ikinci sıraya ancak yerleşebildi. Federal hükümetin diğer ortakları da benzer bir tabloyla karşı karşıya kalırken, Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 9,1 ile üçüncülükte kaldı. Yeşiller partisi yüzde 8,9 ile dördüncü, Sol Parti ise yüzde 8,6 oy oranıyla beşinci sırada yer aldı. Bu partilerin oy oranlarındaki denge, meclis aritmetiğinin ne denli karmaşık olduğunu gözler önüne seriyor.
İlk kez bu eyalet seçimine katılan ve kısa sürede dikkatleri üzerine çeken Sosyal Adalet ve Ekonomik Anlayış İttifakı’nın (BSW), yüzde 5,2 oy alarak yüzde 5’lik seçim barajını aşması bekleniyor. Bu durum, yeni partinin meclise girmesi halinde hükümet kurma formüllerini önemli ölçüde etkileyecek gibi görünüyor. Barajın altında kalan taraf ise Hür Demokrat Parti (FDP) oldu; parti yüzde 2,5 oy oranında kalarak meclis dışında kaldı. Seçime katılım oranının ise önceki seçime kıyasla belirgin bir artış gösterdiği ve yüzde 76,9 seviyesinde gerçekleştiği tahmin ediliyor. Bu oranın yüksekliği, seçim sürecine duyulan ilginin ne kadar yoğun olduğunun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Seçim sonrası en çok merak edilen konu, 83 sandalyeli eyalet meclisinde hükümetin nasıl kurulacağı sorusu. ZDF’nin sandalye dağılımına ilişkin projeksiyonuna göre AfD, meclise 39 milletvekili göndermeye hazırlanıyor. CDU’nun 15 sandalye kazanması beklenirken, SPD, Yeşiller ve Sol Parti’nin 8’er, BSW’nin ise 5 milletvekili çıkarması öngörülüyor. Mecliste mutlak çoğunluk için 42 milletvekiline ulaşmak gerekiyor. Projeksiyonlara göre AfD, bu kritik eşiğin yalnızca 3 sandalye gerisinde kalmış durumda. Bu tablo, AfD’nin tek başına iktidar hedefinin ne kadar yaklaşıp son anda kaçtığını net biçimde gösteriyor.
Hükümet kurma sürecine ilişkin partilerden ilk sinyaller gelmeye başladı ve bu açıklamalar koalisyon ihtimallerini çeşitlendiriyor. BSW’nin önde gelen isimlerinden Thomas Schulze, daha önce dile getirdikleri tutumlarını hatırlatarak AfD ile görüşmeye kapıyı tamamen kapatmadıklarını ifade etti. Schulze, tüm siyasi partilerle diyalog kurmaya açık olduklarını ve bu yaklaşımlarının AfD’yi de kapsadığını söyledi. Öte yandan mevcut Eyalet Başbakanı ve CDU’nun başbakan adayı Sven Schulze, partisinin AfD ile herhangi bir işbirliği içerisine girmeyeceğini net bir dille kamuoyuna duyurdu. Bu açıklama, CDU’nun kırmızı çizgisini koruduğunu gösteriyor.
AfD cephesinde ise başbakan adayı Ulrich Siegmund’un yaptığı yorumlar, partinin izleyebileceği stratejiye dair ipuçları veriyor. Siegmund, partisinin bir azınlık hükümeti kurma fikrine sıcak bakmadığını ancak diğer partilerden veya bağımsız milletvekillerinden gelecek desteğe açık olduklarını kaydetti. Bu açıklamalar, karmaşık bir siyasi pazarlık sürecinin başlangıcına işaret ediyor. AfD’nin yer almadığı bir hükümetin kurulabilmesi için CDU, SPD, Yeşiller, Sol Parti ve BSW’nin tamamının aynı koalisyon çatısı altında bir araya gelmesi gerektiği yönündeki hesaplar, sürecin ne kadar zorlu geçeceğini ortaya koyuyor. Eyalet başbakanı Sven Schulze da hükümet kurulamaması ihtimalini değerlendiren isimler arasında yer aldı.





