SON DAKİKA

SİYASET

Anket muhalefetin kaderini çizdi: Taban bile iktidar alternatifi görmüyor

Türkiye’nin siyasal atmosferindeki dengeler, son dönemde kamuoyu araştırmalarına artan ilgiyle birlikte daha görünür hale geliyor ve saha araştırmaları yalnızca oy oranlarını ölçmekle kalmayıp toplumun hassasiyetlerini, kırılma noktalarını ve geleceğe dair beklentilerini de ortaya seriyor. Areda Survey’in gerçekleştirdiği kapsamlı kamuoyu yoklaması, iç siyasetten dış politikaya, güvenlik algısından toplumsal güvene kadar geniş bir yelpazede çarpıcı veriler sunarken araştırmanın sonuçları mevcut siyasi tablonun ötesinde muhalefetin yaşadığı güven bunalımını ve iktidarın elini güçlendiren toplumsal dinamikleri gözler önüne seriyor. Vatandaşın sandığa yansıyan eğilimleri kadar siyasi partilere ve süreçlere duyduğu inancın derecesi de araştırmanın en dikkat çekici başlıkları arasında yer alırken, bu verilerin ışığında ortaya çıkan siyasi tablo önümüzdeki döneme dair önemli ipuçları barındırıyor.

Kamuoyu araştırmasının en somut verilerinden biri olası bir erken seçim senaryosunda oy dağılımının nasıl şekilleneceğine ilişkin oldu ve “Bu pazar seçim olsa” sorusuna yanıt veren katılımcıların yüzde 35’inin oyunu AK Parti’ye vereceğini belirtmesi, partinin açık ara birinci konumunu koruduğunu teyit etti. Bu oranın ardında yüzde 17 ile yeni kurulan bir siyasi oluşumun gelmesi dikkatlerden kaçmadı ve anketi değerlendiren Areda Survey Genel Müdürü Yusuf Akın, AK Parti’nin son üç aydır bu oranlarda istikrarlı bir seyir izlediğini ve önümüzdeki dönemde daha da güçlenebileceği yönünde beklentilerini dile getirdi. Öte yandan yeni partinin muhalefet tabanındaki bazı seçmenleri kendine çektiği ancak bu birleşmenin iktidara talip olacak geniş bir toplumsal karşılık bulamadığı analizi yapıldı ve bu tablo, muhalefet kanadında beklenen sinerjinin henüz oluşmadığının bir göstergesi olarak yorumlandı.

Araştırmanın belki de en kritik bulgusu muhalefete yönelik toplumsal algıdaki derin kırılmaya işaret etti ve katılımcılara muhalefetin iktidar alternatifi oluşturup oluşturamadığı sorulduğunda ezici bir çoğunluk olan yüzde 70’lik kesim bu soruya olumsuz yanıt verdi. Bu oranın dikkat çekici yanı, muhalefete oy veren seçmenin dahi büyük ölçüde bu kanaati taşıdığının ortaya çıkması oldu ve Yusuf Akın, bu durumun arkasında yatan nedenlere dair değerlendirmesinde muhalefetin kendi içindeki çekişmelere ağırlık vermesinin, gündelik hayatın sorunlarından uzaklaşmasının ve halkta yönetim kabiliyeti konusunda güven tesis edememesinin etkili olduğunu aktardı. Muhalefetin kendi seçmeni nezdinde bile bu denli güçsüz algılanması, siyasi yelpazenin şekillenmesinde belirleyici olabilecek bir faktör olarak değerlendiriliyor.

İç barış ve güvenlik politikaları vatandaşların en fazla önem atfettiği başlıklar arasında öne çıkarken araştırma bu konudaki toplumsal mutabakatın güçlendiğini de gösterdi ve “Terörsüz Türkiye” hedefiyle yürütülen sürecin başarıya ulaşacağına dair inanç katılımcıların yarısına yakın bir kısmında karşılık buldu. Geçtiğimiz yıl aynı dönemde yüzde 35 bandında olan bu oranın yaklaşık 15 puanlık bir sıçramayla yüzde 50 sınırına dayanması, sürecin toplum nezdinde kabul gördüğünün somut bir kanıtı olarak kayıtlara geçerken bu artış güvenlik politikalarının yanı sıra toplumsal barışı tesis etmeye yönelik adımların da kamuoyu desteğini arkasına aldığını gösteriyor. Vatandaşın bu konudaki kanaatindeki olumlu değişim, sürecin yönetilme biçimine duyulan güvenin bir yansıması olarak okunuyor ve bu durum iktidarın elini güçlendiren önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.

Türkiye’nin dış politikadaki aktif duruşu ve bölgesel gelişmelere yönelik yaklaşımlar araştırmada katılımcıların görüşlerine sunulan diğer önemli başlıklardı ve özellikle Orta Doğu’daki çatışma ortamı ile İsrail’in izlediği politikalar kamuoyunun büyük bir çoğunluğu tarafından doğrudan bir tehdit olarak algılanıyor. Katılımcıların dikkate değer bir bölümü İsrail’in Suriye sahasındaki eylemlerini, örneğin Ebu Zuhur Hava Üssü’nü hedef almasını, Türkiye’ye yönelik açık bir gözdağı girişimi şeklinde yorumlarken bu algı vatandaşın gözünün adeta bölgedeki her bir gelişmede olduğunu ve Türkiye’nin güvenliğine yönelik riskleri yakından takip ettiğini ortaya koyuyor. Öte yandan diplomatik inisiyatiflerin ve savunma sanayii alanındaki hamlelerin ilgili bölgesel barış çabaları kapsamında kamuoyundan geniş bir destek bulduğu gözlemlendi ve bu desteğin önümüzdeki dönemde de sürmesi bekleniyor.

Araştırma muhalefetin içinde bulunduğu tablonun yanı sıra bu durumun iktidarın elini güçlendiren boyutunu da net biçimde ortaya seriyor ve muhalefet saflarında yaşanan güven erozyonu ile topluma sunulan alternatifin yetersiz bulunması mevcut siyasi dengenin korunmasındaki en büyük etkenlerden biri olarak değerlendiriliyor. Vatandaşların büyük bir bölümünün “muhalefetten iktidar olmaz” kanaatine varmış olması yalnızca bir siyasi başarısızlık hikayesi değil aynı zamanda mevcut iktidarın toplumsal meşruiyetini pekiştiren bir unsur olarak da okunuyor ve uzmanlar bu algının kısa vadede değişmesinin kolay olmadığını, zira bunun için öncelikle muhalefetin kendi öz eleştirisini yapması ve topluma güven verecek yeni bir üslup ile kadro yapısı sunması gerektiği görüşünü paylaşıyor. Seçmenin aradığı heyecanı ve umudu şu ana dek bulamaması muhalefet cephesinde köklü bir revizyon ihtiyacını gündeme getirirken bu durumun siyasi partilerin gelecek stratejilerini belirleme sürecinde kritik bir rol oynaması bekleniyor.

İlgili Makaleler