Almanya siyasetinde yükselen sağ popülist dalga, doğu eyaletlerindeki seçmen davranışını belirleyen temel dinamiklerden biri haline gelmiş durumda ve bu eğilimin en somut göstergelerinden biri, Saksonya-Anhalt’ta düzenlenen eyalet meclisi seçimlerinde yaşandı. Almanya için Alternatif (AfD) partisi, sandıktan açık ara birinci olarak çıkmasına rağmen eyalet yönetimini tek başına kuracak çoğunluğa ulaşamadı; seçim sonuçları, bölgedeki siyasi dengelerin yeniden şekillendiği bir tabloyu gözler önüne sererken ülke genelinde de geniş yankı uyandırdı ve önümüzdeki dönemde kurulacak hükümetin yapısına dair pek çok soruyu beraberinde getirdi.
Eyalet seçim kurulunun açıkladığı geçici resmi veriler, AfD’nin oyların yüzde 43,8’ini alarak tarihi bir başarıya imza attığını ortaya koyuyor ve bu performans, partinin 2021 yılındaki seçimlerde elde ettiği yüzde 20,8’lik oy oranının iki katından fazlasına tekabül ediyor. Bu sonuç, AfD’nin eyalet meclisi seçimlerinde bugüne kadar ulaştığı en güçlü destek olarak kayıtlara geçerken, kampanya sürecinde göçmenlik ve ekonomi politikaları üzerinden seçmeni etkilemeye çalışan partinin özellikle genç seçmenin ve kırsal kesimin yoğun desteğini almayı başardığı görülüyor. Siyasi gözlemciler, bu oy patlamasının arkasında eyaletteki ekonomik kaygıların ve göçmen karşıtı söylemlerin etkili olduğunu belirtiyor.
Sıralamada Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) büyük bir oy kaybı yaşayarak yüzde 17,2 ile ikinci sırada yer alabilirken, CDU’nun bu oy oranı bir önceki seçime göre yaklaşık 20 puanlık ciddi bir gerilemeye işaret ediyor ve bu durum eyalette uzun süredir iktidarda olan partinin seçmen nezdindeki desteğini önemli ölçüde yitirdiğini gösteriyor. Ana muhalefet konumundaki Sosyal Demokrat Parti (SPD) oylarını az da olsa artırarak yüzde 9,3 ile üçüncü olurken, Yeşiller partisi yüzde 8,9 ile dördüncü sırada yer aldı ve Sol Parti yüzde 8,6 ile beşinci sırada kaldı. Yeni kurulan Sosyal Adalet ve Ekonomik Anlayış İttifakı (BSW) ise yüzde 5,3’lük oy oranıyla meclise girme başarısı gösterdi ve böylece eyalet meclisindeki parti çeşitliliği artmış oldu.
Seçimin en çarpıcı sonuçlarından biri de Hür Demokrat Parti’nin (FDP) meclis dışında kalmasıydı çünkü FDP, oy oranındaki düşüşle yüzde 2,6’da kalarak ülke genelinde uygulanan yüzde 5’lik seçim barajını aşamadı; bu tablo, eyalet meclisindeki sandalye dağılımını da doğrudan etkiledi ve toplam 83 sandalyeli mecliste AfD 39 milletvekili ile temsil edilecek. CDU 15 sandalye kazanırken, SPD, Yeşiller ve Sol Parti’ye 8’er sandalye düştü, BSW’nin ise mecliste 5 sandalyesi olacak ve hükümet kurmak için gereken 42 sandalye sayısı göz önüne alındığında AfD’nin üç sandalye ile çoğunluğu kaçırdığı görülüyor. Bu sandalye dağılımı, hiçbir partinin tek başına iktidar olmasına imkan tanımıyor ve koalisyon görüşmelerinin karmaşık bir zeminde ilerleyeceğine işaret ediyor.
Seçim sonrası oluşan siyasi tablo, eyaletin yönetilebilmesi adına zorlu bir koalisyon sürecinin habercisi olarak değerlendiriliyor; yaygın siyasi kanaat ise diğer partilerin AfD ile koalisyon kurmaya sıcak bakmadığı yönünde ve bu durumda AfD’siz bir hükümetin kurulabilmesi için CDU, SPD, Yeşiller, Sol Parti ve BSW’nin tamamının bir araya gelmesi gerekiyor. Böyle bir geniş tabanlı koalisyonun kurulması ise ideolojik farklılıklar nedeniyle oldukça güç görünüyor çünkü partiler arasındaki politika uçurumları, özellikle ekonomi ve sosyal politikalar konusunda ciddi anlaşmazlıkları beraberinde getiriyor. Yetkililer, görüşmelerin uzun sürebileceğini ve taraflar arasında ciddi pazarlıklar yaşanacağını dile getirirken, eyaletin yönetilemez bir duruma düşmesi ihtimaline karşı çeşitli senaryolar üzerinde çalışılıyor.
AfD’nin eyalet başbakan adayı Ulrich Siegmund, seçim sonuçlarının ardından yaptığı açıklamada hedefledikleri başarıya ulaştıklarını ve bu sonuçla tarih yazdıklarını söylerken, bir koalisyon ortağı bulunamaması ihtimaline karşılık gerekirse yeni seçimlere gidilebileceğini de ifade etti. Yaklaşık 1,7 milyon seçmenin oy kullanma hakkına sahip olduğu eyalette katılım oranı yüzde 77,8 olarak ölçüldü; seçmenin bu yoğun ilgisi, bölgedeki siyasi kutuplaşmanın ve AfD’ye yönelik desteğin ne denli arttığını gösterirken, aynı zamanda geleneksel partilerin seçmen nezdinde artık eskisi kadar güven vermediğini de ortaya koyuyor.





